Gülistan Doku’nun Kayboluşunun Arka Planındaki Sır Perdesi

Üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasının üzerinden altı yıl geçti. Bu süre zarfında ne olduğu konusunda pek bir bilgiye ulaşılamadı, ne de bir mezarına rastlanabildi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’nun girişimleri sayesinde, bu dava yeniden gündeme geldi. Başsavcı Cansu, bir gizli tanığın ifadeleri doğrultusunda Gülistan’ın tecavüze uğrayıp hamile kalması, ardından öldürülmesi ve gömülmesi ihtimalleri üzerinde duruyor. Olayla ilgili bir numaralı şüpheli, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel. Baba-oğul Sonel’in yanı sıra başka şüpheliler de tutuklandı ve cezaevine gönderildi. Adalet ve İçişleri bakanlıklarının iş birliğiyle oluşturulan özel ekipler, Doku’nun cesedini bulmak için dağlık alanda arama çalışmalarını sürdürüyor, ancak henüz bir sonuca ulaşılamadı.

Geçtiğimiz günlerde TV100’e bağlanan dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Doku’nun kaybolmasının ardından Rusya’ya giden eski sevgilisi Zeinal Abarakov’u Türkiye’ye getirttiğini ve ona yurtdışına çıkış yasağı koydurduğunu açıkladı. Soylu, Doku’nun bulunabilmesi için özel bir ekip oluşturulduğunu ve detaylı bir rapor hazırlandığını belirtti.

Soylu’nun bahsettiği gizli raporu inceleme fırsatı buldum. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı tarafından hazırlanan 17 Mart 2020 tarihli 42 sayfalık rapor, özel bir ekip tarafından, 23 Şubat 2020’de Tunceli’ye gitmek üzere oluşturuldu. Bu ekip, İstihbarat’tan bir emniyet müdürü, Siber Suçlarla Mücadele ve Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele dairelerinden de birer komiser yardımcısından oluşuyor.

Raporda yer alan bilgilere dayanarak, Gülistan Doku’nun kaybolmadan bir gün önce, yani 4 Ocak’ta Hanımeli Kafe’de yarı zamanlı işe başladığı belirtiliyor. Aynı gün saat 20.45’te, cafe sahibi Mehmet Elma’dan bir saatlik izin alarak dışarı çıktı ve bir daha geri dönmedi. Doku’nun, eski sevgilisi Zeinal Abarakov’un evine gittiği ve saat 22.44’te oradan ayrılarak Hatice Keneş’in evinde kaldığı tespit edildi. Ertesi sabah, 5 Ocak’ta Abarakov’un çalıştığı kafeye gitti ve eski sevgilisiyle görüştü. Saat 11.29’da ise Munzur Üniversitesi yönüne dolmuşa bindiği kaydedildi. O andan sonra Doku’dan bir daha haber alınamadı.

O gece, üniversite öğrencileri Küba Oktay ve Dilek Malay, saat 23.30’da Tunceli Şehit Nahit Bulut Polis Merkezi’ne başvurdu. Malay, Doku’nun bir ay önce Abarakov’dan ayrıldığını, bir hafta önce de eski sevgilisinin sosyal medyada başka bir kızın fotoğrafını gördükten sonra Doku’nun davranışlarının değiştiğini ifade etti. Malay, Doku’nun 4 Ocak’ta saat 16.00’da yurtta arkadaşlarına, “Beni yalnız bırakmayın, iyi değilim, kendimi Munzur’a atmaya gidiyorum” dediğini, ancak arkadaşlarının bunu şaka olarak algıladığını anlattı.

Savcılık, kaybolan bir şahıs dosyası açtı ve 6 Ocak’ta saat 02.00’de Abarakov’un ifadesi alındı. Abarakov, aynı gün saat 22.45’te ‘şüpheli’ sıfatıyla gözaltına alındı, evinde arama yapıldı ve ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Abarakov, 9 Ocak’ta İstanbul Havalimanı’ndan Rusya’ya uçtu, 23 Ocak’ta ise geri dönerek Antalya Havalimanı’na indi.

Doku’nun yurtta bıraktığı ‘Vasiyetim’ başlıklı notta, “Arkadaşlar sizi çok seviyorum. Dolabımı toplayın. Öldüğümde arkamdan çok dağınıktı demesinler. Zeinal’ı çok seviyorum, bunu ona söyleyin” ifadeleri yer aldı. Arkadaşlarının ise bu notu ‘mizahi’ bir şekilde değerlendirdiği aktarılıyor.

Gülistan Doku’nun kullandığı telefonun son sinyalinin 5 Ocak’ta saat 12:21’de alındığı tespit edildi. Ancak baz istasyonlarına olan uzaklığı nedeniyle koordinat ve konum bilgileri belirlenemedi. Doku’nun saat 11.29’da dolmuşa bindiği, ancak kamera kayıtlarının dışında kalan bir bölgede kaybolduğu anlaşıldı. Olayın peşinde hala gizemler ve yanıt bekleyen sorular mevcut.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir